Masscollabs Organizasyonu ve Temel davranış kalıpları

Masscollabs Organizasyonu ve Temel davranış kalıpları

Masscollabs ismini nasıl düşündüğümü veya neden seçtiğimi anlatmakla başlamak istiyorum. Wikipedia’da GNU projesini araştırırken Wikipedia’da anlam ayrımı bölümünde bu yazıyı gördüm : GNU project … a mass collaboration project … Wikipedia’nın kendisi de bir mass collaboration yani kitle işbirliği ya da topluluk tabanlı yürüyen bir proje.

Masscollabs kelimesine sonradan farklı anlamlar katmaya başladım. Bunun sebebi bir projeye bağımlı olarak insanların dayanışma içerisinde olması bana yeterli gelmiyordu. Normal bir özgür yazılım geliştiricisi de böyle yapmıyor zaten. Bir geliştirici hem Firefox , hem Icecat , hem Linux ve Gnome geliştiricisi olabilir.

Bu açıdan bakınca bir öbek insan dayanışma halinde , diğer tarafta bir başka grup , böyle gidiyor. Benim kastettiğim Masscollabs ise bunların hepsinin farkında olabilmek ve iletişim halinde kalmak oluyor.

Bir diğer açıdan ise beynimizin her bölgesinin birbirleriyle beraber çalışması , uyum ve süreklilik gibi anlamlar taşıyor. Bir mesleğe , bir uzmanlık alanına takılmadan öğrenmeye açık ve özgür bir yapıyı yansıtıyor.

Topluluğun diğer topluluklarla iletişim kurması ve temel projeler dışında diğer küçük projelere de katkıda bulunabilmesi için bazı yetenekleri kazanması gerekiyor. Bunun için birkaç temel projemiz var ve bunlar için dışardan katılıma açık alt topluluklar kurmayı hedefliyoruz.

Bunlar özgür internet , 7/24 destek , güvenlik ve modern teknolojiler yani yapay zeka , makine öğrenmesi , veri bilimi , akıllı şehir ve nesnelerin interneti gibi teknolojiler.

Bunların üstünde Masscollabs topluluğu yer alacak ve aynı isimle şirket tarafından desteklenecek. Şirketin içerisinde yer alabilmek şirketin lisans koşullarını kabul etmeye ve 7/24 çalışmaya bağlı bir durum. Diğer üyelerimiz veya katkıcılar topluluk içerisinde yer alabilecek. İlk hedefimiz 7/24 çalışan bir yapıyı korumak , geliştirme , güvenlik , yönetim , çalışan kurumsal yapıları bir arada tutmayı öğrenmek olduğu için şirkete dahil olmayı bu kurala tabi tuttuk.

Temel davranış kalıplarımız , her zaman dinleyen tarafta olmak , insanlardan fikir almak ve yeni yollar aramak , olanın sınırlarını zorlamak olacak ki bu Richard Stallman’ın tanımladığı hacker ile aynı yönde.

Ürettiği ürün ve verdiği hizmetten para kazanmak , para kazandırmak ve bunun için uygun lisans çözümlerini bulmak izlenmesi gereken diğer bir yol. Bunun için ürünü üreten topluluğa danışılacak ve tüm süreçler birlikte danışma ile yürütülecek. Bu özgür ve açık bir organizasyon olmanın gereği ancak bunu özellikle böyle olmasını istediğim için istiyoruz.

Diğer bir konu ise hangi platformlar için yazılım , donanım veya hizmet üreteceğimiz. Ben tüm platformlarda olmanın zorunlu olduğunu biliyorum. Ancak bunu bana öğreten Go (Weiqi) oyunu oldu. Aynı anda her yerde olmak (İlhan İrem) bir diğer örnek.

masscollabs

Amaç ve Araç

Forumlardaki tartışmaları gördükçe insanın aklına şu soru takılıyor “amaç ne ?” Söz konusu tartışma işletim sisteminin ne kadar “güvenli” olabileceği… İşletim sistemi nedir bilmeden konuya dalınca fanatiklik yoksa da fanatiklik ve ego yarışına dönüşebilecek tartışmalar serisinin gözlemlendiği ortada …

Öyle sanıyorum ki bilgisayar bir hesap makinesi mantığıyla üretildi. Yani var olan matematik , fizik ve başka bilimlerdeki hesaplamaları seri şekilde gerçekleştirecek bir araç olarak. Programcılık faaliyeti ve işletim sistemleri buna hizmet etsin diye üretildi. Yani biz görünürde Facebook , Whatsapp’tan geyik yapıyor olsak da aslında yeni nesil iletişim altyapısının kullanıcıları olarak belki çok kritik bir iş için belki de zaman geçirmek için iletişim kurmamızı sağlayan bir araca sahip olduğumuzu hatırlamamız gerekiyor.

Yeni nesil bilgisayarlar ise bugün kanser , parkinson gibi hastalıkların tedavisinde çözümlerin aranması için kullanılıyor.

Amaç bu da değil normal bir zihin sürekli hastalıkları ve sorunları çözmekle uğraşmamalı , hayatı yaşarken sorunları alt etmek farklı bir şeydir , sürekli kafada hastalığı tutmak farklı birşeydir. Araç olan bilim ve onun bir aleti olan işletim sistemi ,donanım ve bunun üretilmesini sağlayan teknolojiler , programlama dilleri , frameworkler , derleyiciler , herhalde piyasa rekabetinden dolayı insanlara amaç olarak sunulmaktadır. Benim şirketimin pazar payı %60 ben en iyisiyim demek marka bağımlılığı ile aynı yönde herhalde …

Gerçekten özgürlükten bahsettiğimizde hem istediğin ürünü kullanma özgürlüğü hem de ürünün ne olduğunu öğrenme özgürlüğü anlaşılabilir. Bunun için kaynaklara ulaşma özgürlüğü de var. Ancak özgürlük hazır tüketmek olarak algılatıldığı için pek bir değer görmüyor. Özgürlük üretmek olarak algılandığında gerçekten neye ne kadar konsantre olunmasını seçtiğimizde işte buna serbest piyasadaki denge deniyor. Kimisi portföy hayatlar demiş …

Aracı amaç yaptığımızda ona göre jargon da oluşuyor. Amaç özgür olmak ancak sadece özgür olmak … Özgürlüğün tadını çıkarın …

İhtiyar ve Atı

köyün birinde bir yaşlı adam varmış. çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış. öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı?” demiş. bir sabah kalkmışlar ki, at yok. köylü ihtiyarın başına toplanmış: “seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. şimdi ne paran var, ne de atın” demişler.

ihtiyar: “karar vermek için acele etmeyin” demiş. “sadece at kayıp” deyin, “çünkü gerçek bu. ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? bunu henüz bilmiyoruz. çünkü bu olay henüz bir başlangıç. arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”

köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. aradan 15 gün geçmiş ve at bir gece ansızın dönmüş. meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. bunu gören köylüler toplanıp ithiyara gidip özür dilemişler. “babalık” demişler, “sen haklı çıktın. atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.”

“karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “sadece atın geri döndüğünü söyleyin. bilinen gerçek sadece bu. ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz.”

köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ancak içlerinden “bu ihtiyar sahiden saf” diye geçirmişler. bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. evin geçimini sağlayan oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. köylüler gene gelmişler ihtiyara. “bir kez daha haklı çıktın” demişler. “bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. oysa sana bakacak başkası da yok. şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler. ihtiyar “siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.

“o kadar acele etmeyin. oğlum bacağını kırdı. gerçek bu. ötesi sizin verdiğiniz karar. ama acaba ne kadar doğru. hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla bilemezsiniz”

birkaç hafta sonra düşmanlar hanedanlığa çok büyük bir ordu ile saldırmış. kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere gönderme emrini vermiş. köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. köyü matem sarmış. çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.

köylüler, gene ihtiyara gelmişler. “gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer…”

“siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “oysa ne olacağını kimseler bilemez. bilinen bir tek gerçek var. benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece allah biliyor.”

lao tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:

“acele karar vermeyin. hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. karar; aklın durması halidir. karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. oysa gezi asla sona ermez. bir yol biterken yenisi başlar. bir kapı kapanırken, başkası açılır. bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”

Kaynak :
https://seyler.eksisozluk.com/unlu-filozof-lao-tzunun-kotu-gunlerinizde-size-guc-verebilecek-enfes-bir-oykusu

Hacking Questions (Hacking Sorgulamaları)

hwpplayer1: Hacking tek başına yeterli bir yetenek midir ?
hwpplayer2: tabiki hayır bilgisayarın ne kadarını bilirsek hacklerken o kadar faydası olucaktır
hwpplayer1: Bir Matematikçi bir işi yapmak için öncesinde başka işlerin yapılması gerektiğini belirtmiş bunun gibi yani
hwpplayer2: başka işler derken matematikle ilgili başka işler mi yoksa başka dallardaki işlermi
hwpplayer1: Yaptığın işin altyapısı yani
hwpplayer1: Peki hackerların etiği ya da sosyal sorumlulukları ne olmalı ? Düşünün rastgele bir sunucuya giriyorsun bir bakıyorsun onlarca binlerce diyaliz makinesi durmuş ve hastalar ölmek üzere
hwpplayer2: örnegi anlamadım
hwpplayer1: sen bir sunucuyu inceleyeyim ya da patlatayım diyorsun. sonradan anlaşılıyor senin çökerttiğin sistemde onlarca hastanın bağlı olduğu diyaliz makinesi , oksijen makinesi gibi aletler durmuş vaziyette
hwpplayer2: şimdi hayati hasta makineleri local çalışır internete cıkmazki diyaliz makinesinin internete girme ihtiyacı yoktur
hwpplayer1: Benimki sadece bir örnek
hwpplayer2: ozaman hepsini öldürüm çünkü dünyada doğal secilim vardır ve güçlü olan hayatta kalır
hwpplayer2: ve bencede bu dünyaya sağlam insan gerek
hwpplayer1: Diğer soruma geçiyorum
hwpplayer2: peki
hwpplayer2: he birde
hwpplayer2: eklemek istiyorum
hwpplayer2: madem diyaliz vb makineleri pahalı eger hastayı öldürücek kadar bir system acıkları varsa bu olaydan sonra sürünürler ve hesab vermek zorunda kalırlar o zaman gercekten hakkıyla sağlam güvenlikli makineler üretmeye başlarlar cünkü ihtiyacı olan insanlar bunları alamıyo bu kadar pahalıysa o zaman verilen para kadar da güçlü olması beklenir
hwpplayer1: Dilersen yeni soruya geçiyorum
hwpplayer2: peki
hwpplayer1: Hacking playfull cleverness olarak tanımlanıyor Richard Stallman , Eric Raymond , Linus Torvalds gibiler tarafından siz bir kararın en zekice olduğuna nasıl karar veriyorsunuz
hwpplayer2: bir karar derken konu nedir insan hayatı bir şey üretmek veya zarar vermek hepsi için farklıdır çünkü
hwpplayer1: Yazdığınız en sıradan koddan en kritik iş yapan koda kadar hepsi için
hwpplayer2: en sıradışı kod ve en kritik kodu yazarken zekice düşünce dedigin kodu en effective veya optimizasyon şeklincemi
hwpplayer2: yazmakmı
hwpplayer1: gibi
hwpplayer1: Şimdilik sorularım bu kadar eklemek istediğin bir şey var mı ?
hwpplayer1: İlgin için teşekkürler ☺
hwpplayer2: yani suanda yok
hwpplayer1: o zaman happy hacking

algoritmalar 001

matematik öğrenin , ama matematik petabyte saymak değildir , şeyler arasında ilişki kurmaktır

matematikle kişilik arasında bir bağlantı olabilir mi ? iki kavramdan bahsettik. matematik ve kişilik. matematik “sayı saymak” olsun. kişilik ne peki ? kişilik eğer seni diğer kişilerden ayırt etmemizi sağlayan “alametifarika”sı ya da seni nevi şahsına münhasır yapan şey ise …

Bu ikisi arasında ne bağlantı olabilir ?

Soru şu limit 1’e giderken x eylemi … limit konusunda iyi değilim ama 1’e gittiğine göre şu an kendisinin 1 olmadığı açık. o bir (1) ise kişinin kendisine ait kişiliği oluyor.

Peki neden giderken dedim de gitti oldu bitti anlamında eşittir “=” demedim. sebebi sürekli etkilenme ve etkileme değişimleri dönüşümleri içerisinde olunması

işte matematik bu ilişkileri inceleyip sorun olarak gördüğü konulara çözüm üretir ve buna algoritma denir.

Welcome to the Matrix
Matrix has you
Wake up one !

Lisans : istediğiniz gibi alıp düzenleyip kullanabilirsiniz. ancak yazılan şeyin tekrar düzenlenmesine izin verirseniz hoş olur. yani sohbet havasında ama fikirler bir arada gibi …